<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>eTravma.com</title>
	<atom:link href="http://www.etravma.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.etravma.com</link>
	<description>Bu site ruhsal travma ve etkileri konusunda toplumu bilgilendirme amacıyla hazırlanmış ve 1999 Marmara depreminde yaşamını kaybedenlere ve ailelerine adanmıştır.</description>
	<lastBuildDate>Fri, 19 Feb 2010 09:00:20 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>travma sonrası stres hastalığı nedir</title>
		<link>http://www.etravma.com/travma-sonrasi-stres-hastaligi-nedir/</link>
		<comments>http://www.etravma.com/travma-sonrasi-stres-hastaligi-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Feb 2010 09:00:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Dr. Gökben HIZLI SAYAR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Travma ve Sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[posttravmatik stres]]></category>
		<category><![CDATA[ptsd]]></category>
		<category><![CDATA[travma sonrası stres]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.etravma.com/?p=35</guid>
		<description><![CDATA[Travma  sonrası stres hastalığı, ya da posttravmatik stres bozukluğu, travmatik yaşantılardan sonra ortaya çıkabilen ve tedavi gerektiren bir belirti kümesidir. Hastalığı tanımlayabilmek için öncelikle travmatik olayı tanımlamak gerekir.
Kişi, asagidakilerden her ikisinin de bulundugu bir biçimde travmatik bir olayla karşılaşmıştır:
(1) kişi, gerçek bir ölüm ya da ölüm tehdidi, agır bir yaralanma ya da kendisinin ya da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.etravma.com/wp-content/uploads/2010/02/şiddet.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-36" title="SA74196" src="http://www.etravma.com/wp-content/uploads/2010/02/şiddet-300x230.jpg" alt="" width="300" height="230" /></a>Travma  sonrası stres hastalığı, ya da posttravmatik stres bozukluğu, travmatik yaşantılardan sonra ortaya çıkabilen ve tedavi gerektiren bir belirti kümesidir. Hastalığı tanımlayabilmek için öncelikle travmatik olayı tanımlamak gerekir.</p>
<p>Kişi, asagidakilerden her ikisinin de bulundugu bir biçimde travmatik bir olayla karşılaşmıştır:</p>
<p>(1) kişi, gerçek bir ölüm ya da ölüm tehdidi, agır bir yaralanma ya da kendisinin ya da baskalarının fizik bütünlüğüne bir tehdit  olayını yaşamış, böyle bir olaya tanık olmuş ya da böyle bir olayla karşı karşıya gelmistir</p>
<p>(2) kisinin tepkileri arasında aşırı korku, çaresizlik ya da dehsete düsme vardir.</p>
<p>Hastalık belirtilerini sıralamak gerekirse olayı yeniden yaşama, kaçınma ve aşırı uyarılmışlık şeklinde üç grup belirtiden söz edebiliriz.</p>
<p>B. Travmatik olay asagidakilerden biri (ya da daha fazlasi) yoluyla sürekli olarak yeniden yasanir:</p>
<p>(1) olayin, elde olmadan tekrar tekrar animsanan sikinti veren anilari; bunlarin arasinda düslemler, düsünceler ya da algilar vardir. Not: Küçük çocuklar, travmanin kendisini ya da degisik yönlerini konu alan oyunlari tekrar tekrar oynayabilirler.</p>
<p>(2) olayi, sik sik, sikinti veren bir biçimde rüyada görme. Not: çocuklar, içerigini tam anlamaksizin korkunç rüyalar görebilirler.</p>
<p>(3) travmatik olay sanki yeniden oluyormus gibi davranma ya da hissetme ( uyanmak üzereyken ya da sarhosken ortaya çikiyor alsa bile, o yasantiyi yeniden yasiyor gibi olma duygusunu, illüzyonlarini, hallüsinasyonlarini ve dissosiatif &#8220;flashback&#8221; epizodlarini kapsar).</p>
<p>(4) travmatik olayin bir yönünün çagristiran ya da andiran iç ya da dis olaylarla karsilasma üzerine yogun bir psikolojik sikinti duyma</p>
<p>(5) travmatik olayin bir yönünün çagristiran ya da andiran iç ya da dis olaylarla karsilasma üzerine fizyolojik tepki gösterme</p>
<p>C. Asagidakilerden üçünün (ya da daha fazlasinin) bulunmasi ile belirli, travmaya eslik etmis olan uyaranlardan sürekli kaçinma ve genel tepki gösterme düzeyinde azalma (travmadan önce olmayan)</p>
<p>(1) travmaya eslik etmis olan düsünce, duygu ya da konusmalardan kaçinma çabalari</p>
<p>(2) travma ile ilgili anilari uyandiran etkinlikler, yerler ya da kisilerden uzak durdma çabalari</p>
<p>(3) travmanin önemli bir yönünü animsayamama</p>
<p>(4) anemli etiknliklere karsi ilgjnin ya da bunlara katilimin belirgin olarak azalmasi</p>
<p>(5) insanlardan uzaklasma ya da insanlara yabancilastigi duygulari</p>
<p>(6) duygulanimda kisitlilik (örn. sevme duygusunu yasayamama)</p>
<p>(7) bir gelecegi kalmadigi duygusunu tasima (örn. bir meslegi, evliligi, çocuklari ya da olagan bir yasam süresi olacagi beklentisi içinde olmama)</p>
<p>D. Asagidakilerden ikisinin (ya da daha fazlasinin) bulunmasi ile belirli, artmis uyarilmislik semptomlarinin sürekli olmasi:</p>
<p>(1) uykuya dalmakta ya da uykuyu sürdürmekte güçlük</p>
<p>(2) irritabilite ya da öfke patlamalari</p>
<p>(3) düsüncelerini belirli bir konu üzerinde yogunlastirmada zorluk çekme</p>
<p>(4) hipervijilans</p>
<p>(5) asiri irkilme tepkisi gösterme</p>
<p>E. Bu bozukluk (B, C ve D Tani Ölçütlerindeki semptomlar) 1 aydan daha uzun sürer</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.etravma.com/travma-sonrasi-stres-hastaligi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İlk Evrede Yardım</title>
		<link>http://www.etravma.com/ilk-evrede-yardim/</link>
		<comments>http://www.etravma.com/ilk-evrede-yardim/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Apr 2008 18:35:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Dr. Gökben HIZLI SAYAR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Travma ve Sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[erken dönem]]></category>
		<category><![CDATA[felaket]]></category>
		<category><![CDATA[yardım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.etravma.com/2008/04/27/ilk-evrede-yardim/</guid>
		<description><![CDATA[
Bir felakete hiç kimse asla hazır olamaz. Yeryüzü şiddetini gösterdiğinde evler, ağaçlar, insanlar, hayvanlar ve yaşamlar sallanır. İlk şaşkınlık anını takiben herkes önce yakın çevresini kurtarmaya, daha sonra oluşan ruhsal ve bedensel, maddi ve manevi zararları gidermeye çalışır. Bu evrede önce ne yapmak gerektiği, neyi yapıp neyi yapmamak gerektiği konularında kafalar karışır. İlk evrede yaşanan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.etravma.com/wp-content/uploads/2008/04/ilk-evre.jpg" alt="ilk-evre.jpg" /></p>
<h5>Bir felakete hiç kimse asla hazır olamaz. Yeryüzü şiddetini gösterdiğinde evler, ağaçlar, insanlar, hayvanlar ve yaşamlar sallanır. İlk şaşkınlık anını takiben herkes önce yakın çevresini kurtarmaya, daha sonra oluşan ruhsal ve bedensel, maddi ve manevi zararları gidermeye çalışır. Bu evrede önce ne yapmak gerektiği, neyi yapıp neyi yapmamak gerektiği konularında kafalar karışır. İlk evrede yaşanan kargaşanın kaos haline gelmesini engelleyebilmek önemlidir.</h5>
<h5>Bir felaket durumu dışında da travmatik bir deneyim yaşayan kişilerle zaman zaman karşılaşırız. İlk anda nasıl davranılacağını bilmek oldukça işe yarar. Psikolojik ilk yardım ilk bakışta uygulanması kolay gibi görülen, basit kurallara sahip bir iştir ancak son derece stresli ve zor bir süreçtir. Bir yakının kaybı gibi önemli bir yaşam olayını takiben çevredeki kişilerce acil servislere getirilen acılı kişilere psikolojik ilk yardım uygulamak, varsa psikiyatrın, kurumda çalışan psikiyatr yoksa acil servis doktorunun işidir. Ancak çoğu zaman profesyonel tedavi ekibi de yaşanan yoğun acı karşısında nasıl yardım edeceğini bilemez.<span> </span></h5>
<h5><span>Travmatik bir yaşam olayını takiben kişiyi rahatlamak için söylenebilecek pek fazla söz bulunmaz. Bu zor durumu geçiştirecek ilaç da yoktur. Önemli olan bu zor anda güvenebileceği bir kişinin yanında bulunması ve kendisini ifade etmesine izin vermesidir. Yardım etmeye çalışan yoğun biçimde empati yapabilir, kendisi de ağlayabilir. Ancak bu duygu ifadesi çok yoğun olursa yardımcı olan kişinin kendisi yardıma muhtaç hale gelmiş izlenimi verebilir. Polisler, itfaiyeciler, kurtarma ekipleri, acil servis doktorları, ambulans ekipleri çoğu zaman rahatlatıcı ve güven verici davranışları ile krizlerin büyümesini engellerler. Psikolojik ilkyardım esnasında yapılabilecek en büyük hata kendi duygularımızın şiddetine katlanamayıp olayı önemsizleştirme çabasına girmemiz olacaktır. “Depremi yaşayan tek sen değilsin ki” ya da “başkalarının başına daha kötü olaylar da geliyor, bu haline şükretmelisin” gibi sözler acılı kişide anlaşılmadığı hissi uyandıracaktır. Aklınıza gelen acı çekmiş tüm kişileri anlatarak onun kendisini daha rahat hissedeceğini sanmak hata olacaktır. Siz bu şekilde yardımcı olmaya çalışırken karşınızdaki kişi ne hissettiği, ne kadar acı çektiği hakkında hiçbir fikrinizin olmadığını düşünecektir. Herkesin acı karşısında göstereceği tutum ve kendini rahatlatma biçimi farklıdır. Bazıları çalışarak ve aklı olaydan uzak tutarak daha rahat ederken bazıları ise sessizce bekleyerek ya da ağlayarak rahatlayabilir. Travmayı yaşayan kişinin isteğine mümkün olduğunca uymak gerekir. Kendi duygunuzla baş edemeyip kişiye yardım etmeye çalışırken felaketi yok saymak, felaketi yaşayan kişinin acısını da yok saymak olacaktır. En uygun olan kişiye güven verici bir sakinlik sağlamak, hangi konuda konuşmak istiyorsa dinlemek, sessiz kalıyorsa sessizliğine ortak olmaktır. Bu ilk tepkileri engellemeye çalışmak felaketi yaşayan kişide kendisine destek olmaya çalışanların onun tepkilerine dayanamadığı hissini uyandırır.</span></h5>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.etravma.com/ilk-evrede-yardim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsan eliyle gerçekleşen ve doğal yolla oluşan travmalar</title>
		<link>http://www.etravma.com/insan-eliyle-gerceklesen-ve-dogal-yolla-olusan-travmalar/</link>
		<comments>http://www.etravma.com/insan-eliyle-gerceklesen-ve-dogal-yolla-olusan-travmalar/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Apr 2008 18:42:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Dr. Gökben HIZLI SAYAR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Travma ve Sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[doğal olay]]></category>
		<category><![CDATA[insan eli]]></category>
		<category><![CDATA[travma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.etravma.com/2008/04/20/insan-eliyle-gerceklesen-ve-dogal-yolla-olusan-travmalar/</guid>
		<description><![CDATA[ 
Travmatik olaylar cinayet, kaza, tecavüz gibi insan eliyle yapılanlar ve yangın, deprem sel gibi doğal yolla oluşanlar olarak ikiye ayrılabilir. Bu iki grup travmanın ruhsal etkileri arasında bazı farklılıklar izlenir. Tam aksini iddia eden araştırmacılar olsa da genellikle insan eliyle gerçekleşen travmaların daha derin ruhsal izler bıraktığı bildirilir. Bir aile bireyinin hastalık sebebiyle ölmesi alın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 200%; text-align: justify" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman"><a href="http://www.etravma.com/wp-content/uploads/2008/04/koekemoer01a.jpg" title="doğal travma"></a><a href="http://www.etravma.com/wp-content/uploads/2008/04/koekemoer01a.jpg" title="doğal travma"><img src="http://www.etravma.com/wp-content/uploads/2008/04/koekemoer01a.jpg" alt="doğal travma" /></a> </font></p>
<h5 style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 200%; text-align: justify" class="MsoNormal">Travmatik olaylar cinayet, kaza, tecavüz gibi insan eliyle yapılanlar ve yangın, deprem sel gibi doğal yolla oluşanlar olarak ikiye ayrılabilir. Bu iki grup travmanın ruhsal etkileri arasında bazı farklılıklar izlenir. Tam aksini iddia eden araştırmacılar olsa da genellikle insan eliyle gerçekleşen travmaların daha derin ruhsal izler bıraktığı bildirilir. Bir aile bireyinin hastalık sebebiyle ölmesi alın yazısı ya da kader olarak görülebilir ve kabullenilebilirken cinayet sonucu ölmesi ya da alkollü bir sürücünün çarpması sonucu ölmesi daha fazla öfke ve kızgınlık doğurur, böyle bir ölümü kabullenmek çok daha zordur. Belki de en çok ruhsal yara açan olaylar ise tecavüz ve işkence gibi planlı biçimde gerçekleştirilmiş olanlardır. Doğal yolla oluşan felaketlerde sağlıklı düşünebilen herkes üzülür ve yardıma çalışır, sosyal destek daha fazla sağlanır. Ancak savaş gibi insan eliyle gerçekleşen travmalarda çoğu zaman bir tarafta sevinenler, bir tarafta üzülenler vardır. Bombardıman altındaki bir ülkeye uçaklardan bir taraftan bomba atılırken diğer taraftan yardım paketleri atılır. Bir cinayet davası sonunda zanlı suçsuz bulunursa bir aile keder gözyaşlarına boğulurken diğer aile sevinç gözyaşları döker. Bu sebeple insan eliyle oluşan travmalar daha derin yaralar açabilir.</h5>
<h5><o:p> </o:p></h5>
<h5 style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 200%; text-align: justify" class="MsoNormal"><span> </span>Fakat kimi zaman insan eliyle ve doğal yolla olan travmatik olayları ayrıştırma bu denli kolay değildir. Örneğin sönmeden atılan bir sigara izmariti nedeniyle çıkan orman yangını insan eliyle mi yapılmıştır, yoksa doğal yolla olanlar grubuna mı girmektedir? Uzmanların hep vurguladıkları bir nokta insanı öldürenin deprem değil çürük binalar olduğudur. Bu sebeple 1999 Marmara Depremi gibi insanoğlunun kontrolü dışında geliştiği düşünülen bir felaket kısmen de olsa insan eli ile yapılmıştır. Doğal felaketlerdeki can ve mal kayıpları büyük oranda plan, program hataları ya da güvenlik tedbirlerine uymamaya bağlıdır. Bu tip güvenlik felaketlerinde genellikle toplum travmatik olay karşısında iki gruba ayrılır. Varlıklı ve imtiyazlı, kendisini felaketten koruyabilen bir grup ve felaketin etkisine açık duran toplumun daha büyük kesimi…<span>  </span>Örneğin 1999 depreminden sonra ekonomik gücü olan kişiler kendilerini ve ailelerini korumak adına deprem yönetmeliğine uygun, sağlam yapılı, yeni yapılmış binalara yerleştiler. Fakat varlık sahibi olmayan, ancak depremle ilgili tehlikenin de farkında olan daha geniş bir halk kitlesi son derece çaresiz kaldı. Deprem sonrasında toplumsal yaraların sarılmaya çalışıldığı dönemde büyük bir topluluğun bu biçimde çaresiz bırakılması da sosyal uyumu bozmaktadır.</h5>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.etravma.com/insan-eliyle-gerceklesen-ve-dogal-yolla-olusan-travmalar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Travma Sonrası Duygusal Belirtiler</title>
		<link>http://www.etravma.com/travma-sonrasi-duygusal-belirtiler/</link>
		<comments>http://www.etravma.com/travma-sonrasi-duygusal-belirtiler/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Apr 2008 12:00:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Dr. Gökben HIZLI SAYAR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Travma ve Sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal belirti]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[pnaik]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[travma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.etravma.com/2008/04/15/travma-sonrasi-duygusal-belirtiler/</guid>
		<description><![CDATA[
&#160;
Bir felaketi takip eden ilk saniyelerden itibaren kişide bazı duygusal ve zihinsel tepkiler izlenir. Çoğu zaman felaketi yaşayan kişinin dikkat aralığı daralır. Konsantrasyonu bozulur. Yeni düşünce üretebilme ve sağlıklı düşünebilme kapasitesi azalır. Yaşadığı sorunları çözebilmek için hızla bilgileri analiz edip problem çözebilmesi gereken bu dönemde kişi mevcut kapasitesini kullanamaz hale gelir.
Yaşanan olaylar gerçek değilmiş hissi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><font face="Times New Roman"><o:p><a href="http://www.etravma.com/wp-content/uploads/2008/04/earthquake.jpg" title="deprem2"><img src="http://www.etravma.com/wp-content/uploads/2008/04/earthquake.jpg" alt="deprem2" /></a></o:p></font></strong></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 200%; text-align: justify" class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<h5 style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 200%; text-align: justify" class="MsoNormal">Bir felaketi takip eden ilk saniyelerden itibaren kişide bazı duygusal ve zihinsel tepkiler izlenir. Çoğu zaman felaketi yaşayan kişinin dikkat aralığı daralır. Konsantrasyonu bozulur. Yeni düşünce üretebilme ve sağlıklı düşünebilme kapasitesi azalır. Yaşadığı sorunları çözebilmek için hızla bilgileri analiz edip problem çözebilmesi gereken bu dönemde kişi mevcut kapasitesini kullanamaz hale gelir.<o:p></o:p></h5>
<h5 style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 200%; text-align: justify" class="MsoNormal">Yaşanan olaylar gerçek değilmiş hissi uyanır. Bakın depremi Hendek’te kendi evinde yaşayan Ahmet Bey deprem anındaki hislerini nasıl anlatıyordu: <o:p></o:p></h5>
<h5 style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 200%; text-align: justify" class="MsoNormal">“Gece ani bir sallanma ile uyandım. Ne olduğunu hiç anlayamadım. Yan odadan annemin çığlığını duyuyordum. Karanlıkta onlara doğru gitmeye çalışırken önüme gürültüyle bir şey düştü. Daha sonra bunun elbise dolabı olabileceğini düşünerek buldum fakat o esnada hiç bir şey düşünemiyor, ne olduğunu anlamıyor, ne yapmaya çalıştığımı bilmiyordum. Dış kapıya yöneldim. Merdivenleri nasıl indiğimi hiç hatırlamıyorum. Ancak evden çıktığımda dışarıda çığlık sesleri vardı. Seslerin nereden geldiğine bakmak için yan binaya baktığımda üç katlı bu evin hafif yan yattığını gördüm. Buna neyin sebep olacağını düşünemiyordum bile. Şaşkınlıkla bakarken bina saniyeler içinde büyük gürültüyle olduğu yere çöktü. İnanılmaz bir toz bulutu üzerime doğru geliyordu. Tozdan kaçmak için var gücümle koşmaya başladım. Yaralıların, bağırarak ağlayanların, ufak bir yangının, yıkılmış bir binanın yanından koşarak geçtim. Sanki Indiana Jones ya da Terminatör filminin içine girmiş gibiydim, sadece kaçıyordum ama neden kaçtığımı, nereye doğru koştuğumu bilmiyordum. Arkama bakmaya ya da durmaya korkuyordum. Boş bir bahçeye girdim, kusmaya başladım. Bu ana kadar hala deprem olduğunu anlamamıştım. Rüya olmalı diye düşünüyordum. Hatta bunu bile düşünemiyor, rüya olduğunu hissediyor, uyanmak istiyordum. Anne babamın tehlikede oldukları aklıma dahi gelmemişti. Bu rüyadaymışım hissi annemin kabrini ilk kez ziyaret edene kadar, yani bir ay kadar sürdü.”<o:p></o:p></h5>
<h5 style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 200%; text-align: justify" class="MsoNormal">Felaket anında ya da takip eden kısa süreçte sıklıkla yaşanan hisler şunlardır:<o:p></o:p></h5>
<h5 style="margin: 0cm 0cm 0pt 71.4pt; text-indent: -18pt; line-height: 200%; text-align: justify; tab-stops: list 71.4pt" class="MsoNormal"><span style="font-family: Symbol"><span>·<span style="font: 7pt 'Times New Roman'">        </span></span></span>Korku<o:p></o:p></h5>
<h5 style="margin: 0cm 0cm 0pt 71.4pt; text-indent: -18pt; line-height: 200%; text-align: justify; tab-stops: list 71.4pt" class="MsoNormal"><span style="font-family: Symbol"><span>·<span style="font: 7pt 'Times New Roman'">        </span></span></span>Üzüntü ve elem<o:p></o:p></h5>
<h5 style="margin: 0cm 0cm 0pt 71.4pt; text-indent: -18pt; line-height: 200%; text-align: justify; tab-stops: list 71.4pt" class="MsoNormal"><span style="font-family: Symbol"><span>·<span style="font: 7pt 'Times New Roman'">        </span></span></span>Çaresizlik<o:p></o:p></h5>
<h5 style="margin: 0cm 0cm 0pt 71.4pt; text-indent: -18pt; line-height: 200%; text-align: justify; tab-stops: list 71.4pt" class="MsoNormal"><span style="font-family: Symbol"><span>·<span style="font: 7pt 'Times New Roman'">        </span></span></span>İnanamama<o:p></o:p></h5>
<h5 style="margin: 0cm 0cm 0pt 71.4pt; text-indent: -18pt; line-height: 200%; text-align: justify; tab-stops: list 71.4pt" class="MsoNormal"><span style="font-family: Symbol"><span>·<span style="font: 7pt 'Times New Roman'">        </span></span></span>Duygusal küntleşme (Hiçbir şey hissedememe)<o:p></o:p></h5>
<h5 style="margin: 0cm 0cm 0pt 71.4pt; text-indent: -18pt; line-height: 200%; text-align: justify; tab-stops: list 71.4pt" class="MsoNormal"><span style="font-family: Symbol"><span>·<span style="font: 7pt 'Times New Roman'">        </span></span></span>Paniğe kapılma<o:p></o:p></h5>
<h5 style="margin: 0cm 0cm 0pt 71.4pt; text-indent: -18pt; line-height: 200%; text-align: justify; tab-stops: list 71.4pt" class="MsoNormal"><span style="font-family: Symbol"><span>·<span style="font: 7pt 'Times New Roman'">        </span></span></span>Rüyadaymış gibi ya da gerçek değilmiş gibi hissetme (Derealizasyon)<o:p></o:p></h5>
<h5 style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 200%; text-align: justify" class="MsoNormal">Bu belirtiler strese verilebilen normal cevaplardır. Büyük olasılıkla bir süre sonra ortadan kaybolacaktır. Fakat bazı ruhsal belirtiler daha fazla aciliyet gösterir ve hızlı bir müdahale gerektirebilir. Örneğin dona kalma, çevresindekilerin farkında olamama, şiddetli panik ataklar gibi. <o:p></o:p></h5>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.etravma.com/travma-sonrasi-duygusal-belirtiler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÜÇÜNCÜ SAYFA HABERLERİ</title>
		<link>http://www.etravma.com/ucuncu-sayfa-haberleri/</link>
		<comments>http://www.etravma.com/ucuncu-sayfa-haberleri/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Apr 2008 14:57:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Dr. Gökben HIZLI SAYAR</dc:creator>
				<category><![CDATA[medya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.etravma.com/2008/04/11/ucuncu-sayfa-haberleri/</guid>
		<description><![CDATA[
Gazetelerin en popüler, en çok ilgi çeken sayfaları cinayet, kapkaç, tecavüz ve şiddet haberlerinin yer aldığı üçüncü sayfalarıdır. Karısını baltayla doğrayanlar, çocukları ile birlikte intihar eden anneler, namus cinayetleri hep bu sayfalarda duyurulurlar.  Hayatın gerçeklerinin bu derece sansürsüz, vurgulu biçimde karşımıza çıkması travmatik etki yapabilir. Bu sayfalarda kişilerin yaşadıkları trajedi ve şiddet neredeyse tamamen bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><font face="Times New Roman"><o:p><a href="http://www.etravma.com/wp-content/uploads/2008/04/ucuncu-sayfa.gif" title="ucuncu-sayfa.gif"><img src="http://www.etravma.com/wp-content/uploads/2008/04/ucuncu-sayfa.gif" alt="ucuncu-sayfa.gif" /></a></o:p></font></strong></p>
<h5 style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 200%" class="MsoNormal">Gazetelerin en popüler, en çok ilgi çeken sayfaları cinayet, kapkaç, tecavüz ve şiddet haberlerinin yer aldığı üçüncü sayfalarıdır. Karısını baltayla doğrayanlar, çocukları ile birlikte intihar eden anneler, namus cinayetleri hep bu sayfalarda duyurulurlar. <span> </span>Hayatın gerçeklerinin bu derece sansürsüz, vurgulu biçimde karşımıza çıkması travmatik etki yapabilir. Bu sayfalarda kişilerin yaşadıkları trajedi ve şiddet neredeyse tamamen bir malzeme halinde kullanılmaktadır. Olayın hisleri ve düşünceleri olan, canlı bir insanın başına geldiği neredeyse hiç umursanmaz. Çoğu zaman haberi hazırlayanda ses getirecek, ilgi çekecek bir haberi yakalamış olmanın mutluluğu, okuyanda ise “ aman neyse ki benim başıma bu gelmedi” rahatlaması vardır. Kişi ancak kendisi bir üçüncü sayfa haberi haline geldiğinde bu gerçeğin ne kadar sert ve acımasız olduğunu anlayabilir. Ancak sürekli bu tür şiddet haberlerini okuyanlarda bir süre sonra korku, yalnız kalamam, terleme, titreme gibi kaygı ve panik belirtileri, insanlara karşı güvensizlik, karamsarlık ve umutsuzluk görülmeye başlanır.</h5>
<h5 style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 200%" class="MsoNormal">Korku ve dehşet verici olana merak evrenseldir. İnsanoğlu korkutucu uyarana dikkatini vererek kendisini tehlikeden koruyabilir. Örneğin televizyon reklâmları gibi sürekli değişen sesli ve görüntülü uyaranlar başta çocuklar olmak üzere bireylerin dikkatini çok çeker. Çünkü binlerce yıl önce insanlar mağaralarda yaşarlarken, tehlikenin ne taraftan geleceği belli değilken insanoğlu hayatta kalabilmek için her sese ve harekete dikkat etmek, kulak kabartmak zorundaydı. İçgüdüsel hale gelmiş olan bu davranış biçimi hala etkisini gösterir, bu tür uyaranlar dikkat çekmeye devam eder.<span>  </span><span> </span>Benzer bir biçimde şiddet haberleri gibi korkutucu, dehşet verici uyaranlar da son derece dikkat çekicidir. Basın özgür olması gereken bir kurumdur ancak bu özgürlüğün de toplum huzuru ve sağlığını tehdit edecek boyutta olmaması gerekir. “Halk bunu istiyor, bu bir arz-talep meselesi, okumasınlar bu tür haberler yapmayalım ” görüşünün haklı bir tarafı yoktur.<span>  </span>Medya daha kaliteli çalışmalar sundukça talep de bu yönde artacaktır. Medyanın görevinin sansasyonel haber yapmaktan öte topluma doğru haber vermek ve toplumu bilinçlendirmek olduğu meslek etiği içinde asla unutulmamalıdır. Haberi yazan gazetecinin de, olayı yaşayan kurbanın da, haberi takip eden okuyucunun da öncelikle insan olduğu akıldan çıkmamalıdır.</h5>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.etravma.com/ucuncu-sayfa-haberleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Deprem ve Yas</title>
		<link>http://www.etravma.com/deprem-ve-yas/</link>
		<comments>http://www.etravma.com/deprem-ve-yas/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Apr 2008 17:34:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Dr. Gökben HIZLI SAYAR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Travma ve Sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[kayıp]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[yas]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.etravma.com/?p=12</guid>
		<description><![CDATA[
17 Ağustos 1999&#8242;da yaşadığımız ve ulusça hepimizi yasa boğan depremden sonra, çok sevdiğiniz bir ya da bir kaç yakınınızı kaybetmiş olabilirsiniz. O günden bu yana da yaşam size çok zor geliyor olabilir. &#8220;Onlar olmadan yaşayamam&#8221;, &#8220;Onlarsız hayatın anlamı yok!&#8221; gibi düşünceler içinde olabilirsiniz. Kuşkusuz yaşadığınız bu yoğun ve dayanılması çok güç acıyı en iyi kendiniz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><a href="http://www.etravma.com/wp-content/uploads/2008/04/deprem1.jpg" title="yas"><img src="http://www.etravma.com/wp-content/uploads/2008/04/deprem1.jpg" alt="yas" /></a><a href="http://www.etravma.com/wp-content/uploads/2008/04/deprem1.jpg" title="yas"></a></p>
<p align="justify"><strong>17 Ağustos 1999&#8242;</strong>da yaşadığımız ve ulusça hepimizi yasa boğan depremden sonra, çok sevdiğiniz bir ya da bir kaç yakınınızı kaybetmiş olabilirsiniz. O günden bu yana da yaşam size çok zor geliyor olabilir. &#8220;Onlar olmadan yaşayamam&#8221;, &#8220;Onlarsız hayatın anlamı yok!&#8221; gibi düşünceler içinde olabilirsiniz. Kuşkusuz yaşadığınız bu yoğun ve dayanılması çok güç acıyı en iyi kendiniz bilirsiniz. Çevrenizdeki yakınlarınız ne kadar paylaşmaya çalışsa da, &#8220;ateş en fazla düştüğü yeri yakar&#8221;.</p>
<p align="justify">Bununla beraber, bu alanda uzun yıllar çalışmış ve dünyanın çeşitli yerlerinde araştırmalar yapmış olan uzmanların ortaya çıkardığı bazı bulguların da işinize yarayabileceğini umuyoruz: Eğer kendinize karşı biraz sabırlı olursanız, düşüncelerinizin zaman içinde, &#8220;Onlarsız yaşayamam&#8221; dan, &#8220;Onları çok, ama çok özlüyorum&#8221;a, &#8220;Aklıma geldikçe hala çok acı çekiyorum&#8221; a dönüştüğünü; bir zaman sonra da, &#8220;Onların anılarının varolabilmesi için benim yaşamam gerek&#8221; diyebildiğinizi göreceksiniz.Sevdiklerimizin kaybından sonra yaşadığımız yas tepkisi çok doğal ve olması gereken bir duygudur. Sevdiği bir insanı kaybettikten sonra, hiç bir şey olmamış gibi yaşamaya çalışmak, bir insanın kendine verebileceği en büyük zararlardan biridir.Yakınını kaybetmiş biri olarak, aşağıdaki bedensel, düşünsel, duygusal ve davranışsal tepkilerin bazılarını göstermiş ve bazılarını da hala gösteriyor olabilirsiniz:</p>
<ul>
<li>Olay anında bir şok ve uyuşma duygusu hissetmiş olabilirsiniz.Sevdiğiniz insanın öldüğüne/ bu olayın gerçek olduğuna inanamıyor olabilirsiniz.Onun ölümüne engel olamadığınızı düşündüğünüz ve ölüm gerçeği ile yüz yüze geldiğiniz için yoğun bir çaresizlik duygusu içine girebilirsiniz.Yaşadığınız acı içinde kendinizi çok yalnız hissedebilirsiniz.Kaybettiğiniz yakınınızın yüzü, gözünüzün önünden gitmiyor olabilir.Her türlü olay, bir isim, bir kıyafet, belirli bir yaştaki bir kişi, bir şarkı, bir yer, o yakınınızla ilişkili gördüğünüz her şey, size onu hatırlatabilir.Kimileri resimlerine bakamaz, kimileri ise resimlerine bakarak rahatlayabilir.</li>
<li>Onları kurtaramadığınızı düşünüp, kendinize ve diğer insanlara öfke duyabilirsiniz.</li>
<li>Kendinizi ya da başkalarını suçlayabilirsiniz.Herkesin bu tür olaylarla başa çıkma, kendini rahatlatma yolu farklı olabilir. Ama siz doğal olarak kendi derdinizle yoğrulduğunuzdan, herhangi birinin sizinkinden daha farklı olan &#8220;kendini teselli yolu&#8221; sizi öfkelendirebilir.</li>
<li>Kayıpları olmayan insanların gülüp eğlenmeleri size dokunabilir.</li>
<li>&#8220;Keşke&#8221;lerle başlayan cümlelerle yakınınızı kaybetmeden önce yaptığınızı ya da yapmadığınızı düşündüğünüz bir şeyden ötürü pişmanlık duyabilirsiniz.Kaybettiğiniz kişiyi çok özlüyor olabilirsiniz.Karamsarlık yaşayabilir, hiçbir şey yapmak istemeyebilirsiniz.Gerginlik ve tedirginlik içinde, yerinizde duramıyor olabilirsiniz.Aklınızı işinize veremeyebilirsiniz.Sabahları yataktan kalkmada güçlük çekebilir, kendinizi sürekli yorgun hissedebilirsiniz.İştahınızda azalmalar ya da artmalar olabilir. Uykusuzluk, konsantrasyon güçlükleri çekebilir ya da aşırı uyuyabilirsiniz.Boğazınızda bir yumru hissi, göğsünüzde ağrı olabilir. Ağlamak istediğiniz halde ağlayamayabilirsiniz.Alkol ya da ilaçlara başvurmuş ya da başvurmayı düşünüyor olabilirsiniz.Umutsuzluk içinde olabilir, içinizde bir boşluk hissedebilir, kendinizi değersiz olarak görebilirsiniz.Kendi ölümünüzü düşünüp korkuya kapılabilirsiniz.Başınıza gelen bu olayın büyük bir haksızlık olduğunu düşünebilirsiniz.Bunun neden bir başkasının değil de sizin başınıza geldiğini sorup, bir anlam vermeye çalışıyor olabilirsiniz.Yaşadığınız acının, herkesin yaşadığından daha fazla olduğunu düşünebilirsiniz.İçinize kapanmak isteyebilirsiniz.Sorumluluklarınız arttıkça, neye nereden başlayacağınızı bilemeyebilirsiniz.Zaman içinde, duygularınızın yoğunluğunun azaldığını sandığınız ve tam bu kaybı kabul etmeye başladığınız bir sırada, başta hissettiğiniz acılar aynı yoğunlukta geri gelebilir.Çevrenizdeki kayıpları olan kişilerin daha iyi durumda olduğunu görüp sizin acınızın hiçbir zaman hafiflemeyeceğini düşünebilirsiniz. Geleceği düşünmek çok zor gelebilir. Şimdiki zaman da çok acı vericidir. Bu yüzden sürekli olarak geçmiş üzerinde durabilirsiniz.</li>
<li>Kaybettiğiniz kişi ile bağınızın sürdüğünü hissetmek amacıyla, o hayattayken birlikte yaptığınız şeyleri sürdürmek, hala varmış gibi, yaşadığı mekanın düzenini korumak, sofrada ona da yer ayırmak,vb. davranışlar içine girebilirsiniz.</li>
</ul>
<p align="justify">Bu duyguların, düşüncelerin ve bedensel tepkilerin hepsi çok normaldir ve tüm dünyada yaşayan insanların bu tür kayıplar karşısında gösterdiği evrensel tepkilerdir. Ancak bu tepkilerin dozunun ne olduğu ve gündelik yaşamınızı sürdürmenizi engelleyip engellemediği de çok önemlidir. Eğer söz konusu tepkileriniz çok yoğunsa ve gündelik yaşamınızda büyük aksamalara yol açıyorsa, bir uzmandan yardım almanızda yarar olabilir. Özellikle alkol ve ilaç kullanımı için bu konuya dikkat etmenizi öneririz.Aşağıdaki ipuçları, dünyanın pek çok yerinde yakınlarını kaybeden kişilerle yapılan bilimsel çalışmalarda, acıyla başa çıkmada işe yarar olarak değerlendirilmiştir. Şu anda size çok zor gelse de, bu önerileri uygulamaya çalışmanızın zamanla acınızı biraz olsun hafifletebildiğini ve kendinizi daha iyi hissettiğinizi göreceksiniz.</p>
<ul>
<li>Acılarınızın biraz daha katlanılabilir hale gelmesi epey zaman alacaktır. Bu yüzden kendinize ve aynı kaybı yaşayan yakınlarınıza karşı sabırlı olun. Bu kayıp daha önce yaşadığınız hiçbir acıyla karşılaştırılamayacak kadar büyük olsa da, daha önce yaşadığınız acılar sırasında acınızı hafifletmek için yaptıklarınızı hatırlamaya ve yine bunları yapmaya çalışın.&#8221;Keşke&#8221;lerle başlayan düşünceleriniz yüzünden pişmanlıklar ve suçluluk yaşadığınız durumlarda, bu duyguları yaşayan siz değil de bir arkadaşınız olsaydı, ona neler söyleyeceğinizi düşünün ve kendinize de bunları hatırlatın.Olabildiğince erken bir zaman içinde, yaşadığınız kayıp olayından önceki gündelik yaşantınıza (çalışma hayatı, ev işleri, alış veriş, ziyaretler, vb.) dönmeye çabalayın. Böylece aklınızı o olaydan uzaklaştırıp, zihninizi dinlendirebilirsiniz.Daha önce yaşadığınız acılar bu acıyla kıyaslanamasa da, bugüne kadar ayakta durabildiğinizi kendinize hatırlatıp, başedebilme gücünüzü gözardı etmeyin.Kaybettiğiniz kişiyi hatırlatan olay, eşya, resim, yer, vb. hatırlatıcılarla zaman içinde, yavaş yavaş yüzleşmeye çalışın. Başlangıçta bunu yapmak çok acı verse de uzun vadede acınızın katılaşmasını önleyeceği için daha katlanılabilir düzeye gelmesinde yardımcı olacaktır. Yaşadığınız olayı, kaybınız karşısındaki duygu,düşünce ve davranışlarınızı, yakınlarınızla ya da benzer kayıpları olanlarla paylaşmaya çalışın, ağlamaktan sakın kaçınmayın. Paylaştıkça rahatlayacaksınız. Acınızı paylaştığınızda ve ağladığınızda o acı içinizde katılaşıp kalmayacaktır. Acınızı katlanılabilir hale getirecek bilgiler, her zaman uzmanlardan gelmez. Sizinkine benzer kayıpları, acıları olan ve bunlara katlanmaya çalışan diğer insanları dinleyerek de bir şeyler öğrenebilirsiniz.Arada sırada, bu olaydan on yıl sonrasını hayal ederek, bu olayı o zaman diliminde nasıl yadedeceğinizi kendinize söyleyin.Bayramlarda, yıldönümlerinde vb. özel günlerde bu acılarınızın aynı yoğunlukta yeniden yaşanabileceğini bilin ve hazırlıklı olun.Kendinizi yoğun bir çaresizlik, umutsuzluk, karamsarlık içinde hissettiğinizde, mümkünse bir yürüyüş yaparak ya da burnunuzdan derin nefesler alıp, ağzınızdan vererek, bedeninize olabildiğince fazla oksijen girmesini sağlayın. Bu oksijen, bedeninizdeki o gerginliği ve iç sıkıntısını hafifletecektir.Zaman geçtikçe, &#8220;neden?&#8221; diye sormak yerine &#8220;bundan sonra ne yapabilirim?&#8221; demenin size iyi geldiğini göreceksiniz. En başta bu sorunun yanıtı &#8220;hiçbir şey&#8221; olabilir ve bu da normaldir. Ancak zamanla yapabileceğiniz şeylerin çoğaldığına tanık olacaksınız.Şimdiki zamanın acısını yaşamak, geçmişin sizi alıp götürmesine izin vermemek ve gelecekle ilgili olumlu beklentiler içine girmek de yararlı olabilir.İnsanoğlu olarak doğadaki varoluşumuzun gerçeklerini (ölümün kaçınılmazlığı, ölüm karşısındaki çaresizliğimiz, olayları kontrol etmedeki sınırlılıklarımız ve geleceğin bilinmezliği) kabul edip olayları daha bilgece yorumlamaya çalışın. Düşüncelerinizin, &#8220;Ben onsuz/onlarsız nasıl yaşarım?&#8221; dan, &#8220;Onları özlüyorum&#8221;a ; &#8220;Onları hep seveceğim&#8221;e; &#8220;Birlikte ne güzel günlerimiz oldu&#8221; ya ve, &#8220;Ben varolduğum sürece onları da anılarımda yaşatacağım&#8221;a doğru bir gelişim göstermesine yardımcı olun.</li>
<li>Sevdiklerinizin kaybına bağlı bu acının, onların bir zamanlar var olduğunun ve sizin tarafınızdan çok sevildiklerinin bir göstergesi ya da kanıtı olduğunu kendinize hatırlatın. Bu tür bir bakış açısı, acınızı daha katlanılabilir kılacak ve belki bir parça avunmanıza yardımcı olacaktır.</li>
</ul>
<p align="left"><strong>Türk Psikologlar Dernegi&#8217;nin eski çalışmalarından yararlanılmıştır.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.etravma.com/deprem-ve-yas/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuk ve Deprem Korkusu</title>
		<link>http://www.etravma.com/cocuk-ve-deprem-korkusu/</link>
		<comments>http://www.etravma.com/cocuk-ve-deprem-korkusu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Apr 2008 09:31:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Dr. Gökben HIZLI SAYAR</dc:creator>
				<category><![CDATA[çocuk ve travma]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk deprem korku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.etravma.com/?p=7</guid>
		<description><![CDATA[ 
Deprem her yaş grubu için ciddi bir travmadır. Ancak olaya anlam vermekte zorlanan çocuklar için daha şiddetli travma yaratır. Yalnız kalmak istememe, gece koruları, tekrar deprem olacak endişesi, sinirlilik, tepkisellik uykuya dalamama, sık uyanma, kabus görme, iştah kaybı, dikkat dağınıklığı, içe kapanma gibi yetişkinlerdekine benzer belirtiler sıklıkla izlenir. Ancak çocuklar yaşlarına özgü bazı belirtiler de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-indent: 35.4pt; line-height: 200%; text-align: justify"><span style="color: black"><font face="Times New Roman"><a href="http://www.etravma.com/wp-content/uploads/2008/04/cocuk-deprem.jpg" title="çocuk ve deprem"><img src="http://www.etravma.com/wp-content/uploads/2008/04/cocuk-deprem.jpg" alt="çocuk ve deprem" /></a> </font></span></p>
<h5><span style="color: black">Deprem her yaş grubu için ciddi bir travmadır. Ancak olaya anlam vermekte zorlanan çocuklar için daha şiddetli travma yaratır. Yalnız kalmak istememe, gece koruları, tekrar deprem olacak endişesi, sinirlilik, tepkisellik uykuya dalamama, sık uyanma, kabus görme, iştah kaybı, dikkat dağınıklığı, içe kapanma gibi yetişkinlerdekine benzer belirtiler sıklıkla izlenir. Ancak çocuklar yaşlarına özgü bazı belirtiler de sergileyebilirler. Ebeveyne daha sık karşı gelme, huysuzlanma ve mızmızlanma, kekeleme, alt ıslatma, anne baba ile yatmak isteme, parmak emmeye ya da tırnak yemeye başlama, okul başarısında düşme, arkadaşları ile sık kavga etme gibi sorunlar deprem ya da diğer travmalardan sonra izlenebilir. Kimi çocuklar karın ağrısı, bulantı, baş ağrısı, kol bacak ağrısı gibi doktorlar tarafından bedensel sebep gösterilemeyen yakınmalar dile getirirler. Bazı çocuklarda ise tıpkı yetişkinlerde olduğu gibi suçluluk duyguları izlenir. Depremin kendi yanlış yaptıkları bir davranış sebebiyle ya da bu davranışa ceza olarak ortaya çıktığını düşünebilirler. Sessizce ağlama, sürekli başı öne eğik dolaşma izlenebilir. <o:p></o:p></span><span style="color: black">Deprem sonrası içe kapanan, arkadaş çevresinden uzaklaşan çocuğu eskisi gibi canlı, neşeli davranması için zorlamamak gerekir. Bu biçimde kendisini çevreden soyutlayan bir çocuğa en iyi yardımı ona yaklaşan, oyun için yanına çağıran, oyuncağını paylaşan başka bir akranı yapabilir. Mümkün olduğunca çocuğun yaşıtları arasında ve eskiden ilgisini çeken ortamlarda bulunması sağlanmalı ancak ilişki kurması için zorlamaktan kaçınılmalıdır. <o:p></o:p></span><span style="color: black">Anne babasının korktuğunu ya da tedirgin olduğunu gören çocuk paniğe kapılabilir. Bu sebeple anne babanın deprem karşısındaki tutumu son derece önemlidir. Onların her yorumu ve yapılan yorumlara verdikleri her tepkiyi çok küçük yaştaki çocuklar dahi dikkatle izlerler ve kendi dünyalarında ayrı bir yorum oluştururlar. Kendisi paniğe kapılmış bir anne babanın korkan çocuklarına “korkma, yok bir şey” demesinin etkisi olmayacaktır. Ebeveyn karamsar ve üzüntülü ise çocuk olumsz duygulara daha çabuk kapılır, daha kolay yıkılır. Çocuğun rahatlaması ancak anne babanın sakin davranabilmeleri, çocuğun yaşına uygun açıklama yapabilmeleri ve güven ortamı yaratabilmeleri ile olacaktır<o:p></o:p></span></h5>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.etravma.com/cocuk-ve-deprem-korkusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Travma Nedir?</title>
		<link>http://www.etravma.com/merhaba-dunya/</link>
		<comments>http://www.etravma.com/merhaba-dunya/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Apr 2008 10:29:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Dr. Gökben HIZLI SAYAR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Travma ve Sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[travma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.etravma.com/?p=1</guid>
		<description><![CDATA[Deprem ve sel gibi doğal afetler, trafik kazaları, yangınlar, silahlı çatışmalar, saldırılar, işkence, tecavüz vb. olaylar, yaşantımızın düşünmek bir yana, okuması bile zor olan, acı yönleridir. Pek çok insan bu tür bir olayla karşılaştığı zaman korku, dehşet ve çaresizlik yaşar. Son yıllarda sıkça duyduğumuz &#8220;ruhsal travma&#8221; deyimi, yaşanılan acı bir olay ve bu olaya verilen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Deprem ve sel gibi doğal afetler, trafik kazaları, yangınlar, silahlı çatışmalar, saldırılar, işkence, tecavüz vb. olaylar, yaşantımızın düşünmek bir yana, okuması bile zor olan, acı yönleridir. Pek çok insan bu tür bir olayla karşılaştığı zaman korku, dehşet ve çaresizlik yaşar. Son yıllarda sıkça duyduğumuz &#8220;ruhsal travma&#8221; deyimi, yaşanılan acı bir olay ve bu olaya verilen duygusal tepkileri içerir. Bu olaylar, insanın ruh sağlığını olumsuz etkileyebilir ve etkisi yıllarca sürebilecek izler bırakabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.etravma.com/merhaba-dunya/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
